16 Aralık 2016 Cuma

KÜRK MANTOLU MADONNA




Güzel olduğunu düşndüğüm, uzun zamandır merak uyandıran, pek bir beklenti beklemeden başladığım ve çok ama çok fazla beğendiğim bir roman; Kürk Mantolu Madonna. Okumadan önce bir çok kez karşıma çıkmıştır bu eser, popüler kültüre karşı verdiğim savaşı bu eser için de uzun süre sürdürdüm, tıpkı Tutunamayanlar eseri gibi, neden diye soracak ve kızma hissi uyandıracak olursa eğer, 1971 yılında TRT ödülü almış olan tutunamayanlar eseri çok uzun bir zaman sonra popüler oluyor ve bu da bir çok kişi de olduğu  gibi bende de iritelik bir his yaratıyor, kürk mantolu madonna ise hocalarım tarafından dahi bir çok kişiden önerilen bir kitaptı, doğum günü kutlamadığımı bilen bir arkadaşım en iyi hediyelerden birisini armağan etti,

Önyargılarıma ramen, kitaba başladıktan 20-30 sayfa sonra kitabın gidişatını o kadar çok sevmiştim ki, günde en fazla 10 sayfa okumalıyım diye düşündüm, sonra 15,20 derken kitap bitiverdi.
Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali’nin en iyi romanı olarak adlandırılan ve bunu fazlasıyla hak eden güzel bir roman. Kitap rasim adlı anlatıcının işinden ayrılıp, bir arkadaşı vasıtası ile farklı bir yerde işe başlaması ile başlıyor. İş yerinde herkesten çok farklı ve  bir o kadar da sessiz olan, sonrasında ise ana karakterimiz olan Raif Bey ile tanışması ile başlıyor. Sonrasında ise anlatım Raif Bey’in defteri ile devam ediyor. Raif Bey’in yaşamı, Türkiye’den Berlin’e, Berlin’de yaşadıkları ve tabi ki Kürk Mantolu Madonna ile tanışmasını anlatıyor. Kitap hakkında çok fazla detay vermek istemiyorum. Aslında bu yazdıklarım bile çok fazla. Kitap okunmazsa olmaz romanlar listesinde ilk onda yer alır, en azından okuduklarım arasında, sanırım bir çok kitapsever de bu düşünceden yanadır.
Kitabın en güzel yanı sizi yormadan akıcı ve elinizden bırakamayacağınız kadar sürükleyici olması. Kitap ile ilgili internette araştırma yaparsanız eleştiri olarak Türk filmi gibi dendiğini duyacaksınız fakat bu tamamen yanlış, hiç alakası yok diyebilirim. Klasikleşmiş standart Türk filmi mantığı ile uzaktan yakından alakası olamayacak kadar farklı, kaliteli ve etkileyici bir roman Kürk Mantolu Madonna.

Kürk Mantolu Madonna’yı okuduktan sonra herkes kendini buluyor. Kimisi Raif karakteri, kimisi ise Kürk Mantolu Madonna (Maria Puder), kimisi Hamdi Bey kimisi anlatıcı ama mutlaka birini görüyor. Bende kendimi gördüm, hemde çok benzettim. Fakat benzettiğim karakter Kürk Mantolu Madonna oldu. Şimdi diyeceksiniz bu nasıl oluyor? Yani nasıl oluyorda kadın karakterde kendini görüyorsun? Bunun için kitabı okumalı ve karakteri tanımalısınız. Eğer kendinizede tanıyorsanız karakter ile bağlantınız benzerlikleriniz var mı yok mu anlayabilirsiniz.

Dünyada bana hiçbir şey tabiattan melül bir insanın zorla gülmeye çalışması kadar acı gelmemiştir.”
Kendime sürekli olarak söylediğim bir söz vardır; Ne zaman bırakacaksın hayal kurmayı ve olmayan bir hayatı kafanda yaşatmayı?

Bunlar en sevdiğim sözlerden ikisi, kitaptaki hatalardan bahsetmek gerekirse, Raif efendi ile Maria Puder arasında konuşulan felsefi bir dil kullanılması, ve bir o kadar anlamlı, hayat denilen olgunun üst dilini oluşturmuşcasına olan diyaloglar, bu kadar kısa sürede  bir  dili bu kadar iyi  öğrenmesi en ilginç unsurlardan birisi, en çok beklenen olay ise bu eserin bir filme evrilmesi, umarım bir  çok kötü örneğin izini taşımaz ve biz filmseverlerin ilgisini kazanır.

Yazar: Can Koca

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder